mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Oca 2010

MİMMMMM

Yaa ama ben daha birincisini bitirmemiştim ama çok sevgili arkadaşım NEKO'nun miminin tamamını bugün yapacağım... Bitireceğim ve içim rahat olacak.. Böylece başka konulara zamanı geldikçe bol bol yer vereceğim..

1. Sizi en çok üzecek olay?
Sevdiklerimi kaybetmem!!! Bu sadece ölüm manasında değil... Onların içimi ısıtan sıcaklıklarını kaybettiğimde de çok yaralanırım.. Üzülürüm, hatta yas tutarım arkalarından günlerce, aylarca, eğer sürüyorsa hala yıllarca.. Dayanamam sevdiğim insanları, değer verdiklerimi incitecek ufacık bir davranışta bulunmaya, ya da bana güvenemediklerinden ötürü kalbimi yaralamalarına..

2.Nerde yaşamak isterdiniz?
Evimde, yuvamda.. Yuva dediğim mekan ailemle birlikte olabildiğim yerdir. Ailem neredeyse orası yuvamdır benim. İster Ankara olsun ister Van, ister Tallahasse... Yeter ki ailem yanımda olsun, eşim ve oğlum...
Ama dönemsel olarak vaktimi yine ailemle geçirmek istediğim yerler var.. Mesela kışın devremülkümüzde ki kendisi bir termal tesistir, yazınsa Ege'den ileride edinebileceğimiz bir yazlıkta ve İstanbulda... Akademik çalışmalar için zaman zaman Ankara'ya gelmek de gerekir tabiii... Ve kısa süreli olarak her yıl farklı bir ülkede... Eşimle böyle hayallerimiz var bakalım.. Ama ille de yuvam, ille de yuvam.. Yukarıda saydıklarım olmazsa çok farketmez ama yuvam olmazsa..... yıkılırım heralde..

3. Yaşayabileceğiniz en mutlu an?
Yaşamım zaten mutlu anlarımın toplamı.. Yavrumun kokusunu çektiğimde içime, onun gözlerindeki mutluluk pırıltılarını gördüğümde, eşimle karşılıklı kahvemizi yudumlarken sohbet ettiğimizde, çok sevdiğim "bir" arkadaşımla cappucinolarımız içtiğimzide... o kadar çok ki... Çok şükür..

4. Hangi hataları hoşgörüyle karşılayabilirsiniz?
Pek çok hatayı.. Ama karşı taraf anlayıp özür dilediğinde... Tabi ki affedemediklerim de var... Bu konuda da Nekoya katılıyorum.

5. En sevdiğiniz erkek karakter?
? Şimdi esasında ne diyeceğimi bilemedim.. Ama yukarıda yazdıklarımdan da anlaşıldığı üzere evimi yuva yapan iki erkek benim hayatımdaki en çok sevdiklerim...

6. En sevdiğiniz ressam?
Monetden tutun Arcimboldoya kadar pek çok ressamı severim.. Van Gogh'un tabloları içime huzur verir...

7. En sevdiğiniz müzisyen?
Candan Erçetin , Funda Arar diyebilirim Türkiye'den. Yurtdışından ise Enya, Elvis ilk aklıma gelen isimler...

8. Bir erkekte en sevdiğiniz özellik?
Kibarlık, nezaket, romantizm... aynı zamanda gerçeklik...

9. Yapmaktan en mutlu olduğunuz iş?
bütün yaptığım işleri yaparken aslında mutlu oluyorum.. buna iş yapmak ya da yapabiliyor olmak desem doğru olacak galiba..

10. En sevdiğiniz renk?
Beyaz.. Bütün renkleri barındırdığı üstelik yansıttığı için...

11. En sevdiğiniz çiçek?
Nergisler..

12. Tarihte en sevmediğiniz karakter?
????? tarih adı üstünde tarihtir. O dönemde yaşamadığım için, o dönemin sosyal olaylarını, sosyal ve politik durumunu yaşamadığım için önyargı beslemek istemiyorum.. O nedenle kimseyi sevmemezlik yapmak istemiyorum. Ama bugün en sevmediğim karakter sorulsa söyleyebileceğim bir kaç isim var kafamda.. Bugün yaşadığım, ve sosyo kültürel ve politik ortamı bildiğim için...

13. Nasıl ölmek isterdiniz?
Evimde.. Huzur içinde...

14. Hayattaki sloganınız?
"hiçbir problemin hayatındaki sevdiğin bir insanın önüne geçmesine izin verme!!!"

15. Şu anki ruh haliniz?
Mutluyum galiba... :)

5 Eki 2009

uzun ayrılık..

Merhaba günceciğim,
çook uzun zaman oldu sana yazmayalı.. Yazacak birşey bulamamaktan değil ama zaman ayarlayamamaktan. Ama bir bilsen zihnimden sana o kadar çok yazılar yazdım ki..
Şu sıralar kendimi kanadı kırık yaralı bir kuş gibi hissetmekteyim nedense. Kırgınlığım keşke sadece kanadımda olsaydı.. Bazen anlayamıyorum şu homo sapiensleri. hatta homo ludens mi desem??? Oyuncu insanlar.. Oynayan insanlar..
Bu hafta ilk dersime girdim. Aslında tam olarak ders değil ama bir tanışma toplantısıydı. Tanışmak için topla oyun oynadık öğrencilerimle. Komik geldi nedense bazılarına.. Oysa biz oynayan varlıklarız.. Doğumumuzdan itibaren oynarız, öyle değil mi? Kah arkadaşlarımızla birlikte oyunlar oynarız, kah iyi insanı, kah ince düşünceliyi oynarız, kah da sevecen-şirini.. Ama hep de unuturuz oyuncu özelliğimizi. Ne zaman çocukluğumuzdan bir oyun oynayalım desek yetişkin olduğumuzda, komik gelir, garipseriz.. Nereden çıktı bütün bunlar diyeceksin belki.. Bazen hani insanlar yüzüne güler de arkandan türlü işler çevirirler ya.. Ve yine hani insanlar arkandan çevirdikleri işi farkedip etmediğini anlamak için, avının ölüp ölmediğini kontrol eden bir yırtıcı hayvan gibi, gelip seni kontrol ederler ya.. Kısacası OYNARLAR ya.. Ve tabi sen de anlarsın!! işte ondan bahsediyorum..
Bu vesileyle Neko'nun miminde belirtmemi istediği yedi ilginç özelliğimden ilkini açıklamış oluyorum: Kendimi kanadı yaralı bir kuş gibi hissetmem.. Yani belki de fazla hassas oluşum.. işte böyle sevgili günce.. Yazmak istediklerimin tamamını karşılamıyor bu ama birazını ifade edebiliyor sanırım. Görüşmek üzere..